| Doğa Fotoğrafı Çekimi |
|
|
|
| byexpert tarafından yazıldı |
| Pazartesi, 16 Mart 2009 12:13 |
|
Doğa fotoğrafında insan izi olmaz; ama o karenin insanda derin bir izi kalır. Fotoğrafçı beyninde yarattığı imgeye uygun manzaralar peşinde koşar. Çalışılan alan ne kadar yakından tanınıyorsa, o kadar güzel imgeler yaratılır. Teknik detaylar ise çekim sürecinde önem kazanır. En genel anlamda doğa fotoğrafı; insan izi olmayan bir doğal alanda, bitki, hayvan ya da cansız her türlü içeriği olabilen fotoğraflar olarak tanımlanabilir. Bu cümledeki kritik ifade 'insan izi'insanın herhangi bir faaliyeti ile oluşmuş canlı ve cansız her şeyi kapsamaktadır. Bu tür cansız varlıklar olarak yollar, eşyalar, evler, ulaşım araçları, yapay ışıklar, yapay su akışları veya göller gibi; insanın bir amaç uğruna yaptığı her türlü değişiklik anlaşılmalıdır. İnsan izi taşıyan canlı varlıklardan kültüre alınmış ağaçlar, tarım alanları, süs bitkileri, genleri oynanmış bitkiler, yer değiştirilerek düzenleme yapılmış doğal bitkiler gibi insanın bilgisini kullanarak değiştirdiği bitkiler; evcilleştirilmiş, kafes veya hayvanat bahçesi gibi ortamlarda herhangi bir yöntemle özgürlüğü kısıtlanmış hayvanlar doğa fotoğrafı sayılmamaktadır. Doğa fotoğrafında insan izi, fotoğrafın doğal karakterini hiçbir şekilde etkilemeyecek kadar sınırlı seviyede olduğu durumlarda kabul edilmektedir. Büyük bir doğa manzarası içindeki zayıf görünen patikalar, vahşi yaşam fotoğrafındaki ortamın karakterini bozmayan ufak izler gibi. Doğa fotoğrafı tanımında diğer bir içerik de insanla ilgilidir. İnsan, doğa fotoğrafında kabul edilmemektedir. O, varoluş ve yaşamsal fonksiyonları açısından doğal bir varlık olmasına rağmen; tüm diğer canlılardan farklı olarak, aklını kullanıp dünyayı ihtiyaçlarına göre yeniden biçimlendiren, genel anlamda eko sistemlere bağlı olmadan yaşayabilen tek canlı olduğundan, kültürel bir varlık olarak kabul edilmektedir. İnsan, doğal yaşama yabancılaşmış kültürel bir canlı olarak tanımlanabilir. Doğa Manzarası Üzerine Doğa manzarası fotoğrafı (Landscape), doğada bulunan canlı, cansız veya her ikisi birden olmak üzere; genel görünümlerine denir. Genel görünüm olarak yalnızca dağlar, nehirler, ağaçlar gibi fiziki olarak büyük nesneler anlaşılmamalıdır. Ağaçların ve kayaların detayları, çiçek toplulukları, çamur dokusu gibi bütünden seçilmiş alanlar da, doğa manzarasının konusudur. Doğa manzaraları, kolay erişebilirliği ve fotoğrafik konu zenginliğinden dolayı en çok çekilen doğa fotoğrafı çeşididir. Bir doğa gezisinin her anında, tabiat manzaraları ile karşı karşıyayızdır. Çoğu zaman da bu manzaralar, belirli yol aldıktan veya ışığın durumuna göre sürekli değişirler. Bu görsel zenginlik ve ortamın insanda yarattığı duygu, birçok fotoğrafçının özen göstermeden fotoğraf çekmesine neden olur. Bu yüzden doğa manzaralarında en sık yapılan hata ışık koşulları ve bakış noktası özenle aranmadan, teknik detaylara girilmeden görülenin kopyalanmasıdır. Bu tür fotoğraflarda teknik, duygu, anlam ve estetik değil; ilk algılananların özensiz bir teknikle anlatımı vardır. Çoğunlukla da geniş bir açıyla görülen her şey, fotoğrafın içinde girer.
Doğa manzaraları ile ilgili yanlış bir görüş de çok iyi doğa manzarası fotoğraflarının yalnızca tropik kuşak, kutuplar, yağmur ormanları gibi özel alanlarda çekilebileceğidir. Bu bölgelerde çok özel ve etkileyici fotoğrafların elde edilebileceği doğru olmakla beraber, ılıman kuşakta ve özelinde Türkiye'de çok etkileyici doğa manzarası elde edilebileceği de unutulmamalı. İyi doğa manzarası fotoğraflarının varlık nedeni özel coğrafyalar değil, fotoğrafçının becerisidir. Doğru Yerde Doğru Zamanda Bir fotoğraf projesinin veya gezinin en dikkat edilecek noktası 'doğru zamanda doğru yerde olmak' prensibidir. Doğru zaman ve yer seçimini yalnızca atmosfer koşulları belirlemez. Bu çekim öncesi sizin yapacağınız çok yönlü hazırlıklarla mümkündür. Başarı için çekim planın bir kısmının uygulanması ve en önemlisi amacınıza uygun doğru yerde doğru zamanda olmak, gereklidir. Bu temel olmazsa olmazı ülkemizden birkaç örnekle açıklayabiliriz: Türkiye'den önemli kuş göç yolları geçmektedir. Bu topraklarda yaşamadığı halde, farklı kuş türlerini bu göç sırasında doğru yerde bulunarak çekmek mümkün olabilir. Göç sırasında kuğular, binlercesi bir arada olmak üzere boz kazları, yırtıcılar, farklı ötücü kuşlar yurdumuza misafir olur. Bu örnek çekim için doğru yer ve zamanın belirlenmesi, sahip olduğunuz doğa kültürü ile doğru orantılıdır. Doğru zaman, her yıl hava koşullarına göre değişebilmektedir ve bu da mutlaka izlenmelidir. Örneğin 2000 yılının sonbaharında geniş yapraklı ormanlarda yaprak dökümü ve renk değişimi Kasım ayının üçüncü haftasına kadar sürmüşken, 1999 yılı sonbaharında Kasım ayının birinci haftasında sona erdi. Değişimin İzlenmesi Fotoğraf alanını, yalnızca gezi anına göre değerlendirmek eksik bir gözlem olur. Coğrafyanın, farklı mevsimler ve koşullarda alacağı özelliklerini düşünmek, güneşin doğuş ve batış noktalarını belirlemek ve bilgi toplamak çok önemlidir. Bu bilgileri daha sonra doğru olarak kullanılabilmek için yazılı veya görsel olarak kayıt etmek gerekir. Bahsettiğim bilgiler ve değişimin gözlenmesi, daha sonra aynı alanda yapacağınız gezide daha yüksek verim almanızı sağlayacaktır. Bazen de aynı gezi sırasında değişen hava koşullarına göre tutulan bilgi, hemen size geri döner. Doğa manzarası, doğal ışığın kullanıldığı fotoğraflardır. Doğal ışığı anlamak ve doğru kullanmak, başarılı doğa manzarasının en önemli anahtarlarının başında gelmektedir. Doğal ışık çok değişken özellikler gösterir. Günün değişik saatleri, mevsimler, havanın nem oranı, havanın inceliği, atmosferik koşullar, geliş açısı, bulutların durumu, coğrafi yer gibi faktörlerin hepsi ışığın şiddetinin, renginin, yönünün değişmesine neden olur. Her doğa manzarası için uygun ışık farklıdır. Örneğin bir gezide şelale fotoğrafı için avantajlı olan homojen ışık, biraz sonra çekmek istediğiniz dağ manzarasında, kaya renklerini belirgin ortaya çıkarmadığından ve kayaların gölge oluşturmamasından dolayı, hacim etkisini hissettirmez. Teorik olarak kötü ışık yoktur. Her ışık, fotoğrafçının amacına uygun olabilir. Dolayısıyla ne anlatılmak isteniyorsa, o ışığın peşinde olmak gerekir. Bu durum, doğa manzarası fotoğrafçısının çok planlı davranmasını gerektirir. Bu anlamda doğa manzarası çekiminde, kısa bir zaman aralığında istediğiniz ışığa sahip fotoğrafları elde etmek olanaksızdır. Çekmek istediğiniz fotoğraflar için çoğu zaman farklı ışıklar, mevsimler, atmosferik koşullar daha doğrudur. Tüm bu açılardan bakınca doğal ışıkla çalışmak sanıldığın tersine çok zordur; zamana ve bazen de şansa ihtiyacınız vardır. Kimi zaman bir noktadaki en iyi ışığı yakalamak için bir gün harcamanız gerekebilir. Bu durumlarda yapılan en yaygın hata iyi ışık koşuları oluşmadan yapılan çekimler ve farklı bir bakış noktası bulmadan, yer değişimi sırasında birbirine benzer fotoğrafların çekimidir. Işığın Anlamı Doğa manzarası, doğal ışığın kullanıldığı fotoğraflardır. Doğal ışığı anlamak ve doğru kullanmak, başarılı doğa manzarasının en önemli anahtarlarının başında gelmektedir. Doğal ışık çok değişken özellikler gösterir. Günün değişik saatleri, mevsimler, havanın nem oranı, havanın inceliği, atmosferik koşullar, geliş açısı, bulutların durumu, coğrafi yer gibi faktörlerin hepsi ışığın şiddetinin, renginin, yönünün değişmesine neden olur. Her doğa manzarası için uygun ışık farklıdır. Örneğin bir gezide şelale fotoğrafı için avantajlı olan homojen ışık, biraz sonra çekmek istediğiniz dağ manzarasında, kaya renklerini belirgin ortaya çıkarmadığından ve kayaların gölge oluşturmamasından dolayı, hacim etkisini hissettirmez. Teorik olarak kötü ışık yoktur. Her ışık, fotoğrafçının amacına uygun olabilir. Dolayısıyla ne anlatılmak isteniyorsa, o ışığın peşinde olmak gerekir. Bu durum, doğa manzarası fotoğrafçısının çok planlı davranmasını gerektirir. Bu anlamda doğa manzarası çekiminde, kısa bir zaman aralığında istediğiniz ışığa sahip fotoğrafları elde etmek olanaksızdır. Çekmek istediğiniz fotoğraflar için çoğu zaman farklı ışıklar, mevsimler, atmosferik koşullar daha doğrudur. Tüm bu açılardan bakınca doğal ışıkla çalışmak sanıldığın tersine çok zordur; zamana ve bazen de şansa ihtiyacınız vardır. Kimi zaman bir noktadaki en iyi ışığı yakalamak için bir gün harcamanız gerekebilir. Bu durumlarda yapılan en yaygın hata iyi ışık koşuları oluşmadan yapılan çekimler ve farklı bir bakış noktası bulmadan, yer değişimi sırasında birbirine benzer fotoğrafların çekimidir. Fotoğrafta kullanacağımız doğal ışık türleri ve bazı atmosferik koşulları şu şekilde özetleyebiliriz: Cephe ışığı: Çoğu zaman normal ışık diye adlandırılır. Nesnenin gölgesi yoktur. Derinlik hissi ve üçüncü boyut etkisi oluşmaz. Renklerin ton skalası kısıtlıdır. Pozlama hatası daha az olur. Ters Işık: Işık karşınızda veya ona yakın noktadadır. Şiddet aralığı çok fazla olur; siluetler ortaya çıkar. Nesnede, ışık geçirgen değilse, monokrom /siyah-beyaz etki fazla olup, renkler belirgin değildir. Işığın açısına göre nesne üzerinde ışık çizgileri oluşur. Işık geçirgen nesnelerde (buz, yapraklar vs.) ise renkler daha kuvvetli ortaya çıkar ve arka fon az pozlandığından koyulaşır. Bu sayede sadelik sağlanır. Pozlama hatası çok fazladır. Tepe Işık Güneş ışınlarının yüksek açılarla geldiği gün ortasında oluşur. Nesnelerin tepeleri ve bir yüzleri aydınlıktır. Gölgeler kısa, derinlik hissi zayıftır. Renkler doygun değil, kontrast yüksektir. Yanal Işık: Işığın gün doğumu ve batımında geliş açısı düşük değerlere kadar indiğinde, atmosferde daha uzun yol aldığından renk ısısı değişir. Açının azalmasına doğru orantılı olarak, ışığın rengi sarıdan kırmızıya doğru değişir. Geliş açısıyla doğru orantılı olarak ışığın şiddeti azalır, kontrast düşer, gölgeler uzar. Derinlik hissi ve renk ton skalası fazladır. Rölyef etkisinden dolayı, nesnelerin dokularının en iyi görüldüğü ışıktır. Yansıyan ışıklar / Homojen ışık: Kapalı, parçalı bulutlu havalarda veya ışık geçirgen bir nesnenin arkasından oluşan ışıktır. Gölgeler, yansıma etkisi ve derinlik hissi azdır veya hiç yoktur. Renkler pastel tonlara kayar, canlı olmamakla birlikte gölgenin parlaklığına bağlı olarak daha iyi görülür, doygundur ve ton skalası zenginleşir. Işık eğer renkli bir nesneden geçerek veya aralarından yansıyarak geliyorsa, fotoğrafa konu olan nesnenin rengi, gelen ışığın renginden etkilecektir. Doğa Fotoğrafını Tasarlamak Doğa fotoğrafını tasarlamak diye bir kavram özelde yoktur; fotoğrafı tasarlamak kavramı vardır. Yine de genel tasarım sırasında, doğadaki nesneler kullanılacağından dolayı bu başlık uygun düşer. Tasarım ve çekim süreci; amaca uygun konunun belirlenmesi, uygun bakış noktası arayışı, objektif ve yardımcı araçların seçimi, kadrajdaki düzenlemeler sırasıyla gerçekleşir. Amacına uygun konu; genel anlamda doğru yerde doğru zamanda olarak, uygun ışık ve atmosfer koşullarını düşünerek, alanda benzer nesnelerin veya yerin en iyisinin seçimiyle gerçekleşir. Bu seçim sırasında, genel hatları ile sonraki aşamaları zaten düşünmüş olacağınızdan, artık hızla çekim sürecinin diğer safhaları başlar. Uygun bakış noktası seçimi ile ilgili özgürlüğümüz, konunun hareketli veya durağan oluşuna göre değişir. Hareketli konularda, hareketin en iyi ifade edilebileceği nokta ile doğru an arasında denge kurmaya çalışırız. Durağan konularda ise ışık ve atmosferik koşulların değişmemesine kadar vaktimiz vardır. Bu çekim sürecinin en zor ve kritik kararlarından biridir. Nesneler arasındaki oranlar, büyüklükler, dengeler, uzaklıklar, ışığın durumu, bizim konumumuza göre sürekli değişmektedir. Bakış noktasındaki karar, ne anlatılmak istediğine göre verilir. Amacınız yorum katmadan görülenin belgelenmesi olabileceği gibi kafanızda daha önce oluşturduğunuz imgeyi yaratmak da olabilir. Eğer biz, asıl olarak bir doğal alanın kendi yorumumuzla anlatımı peşindeysek, her türlü seçimimiz kafamızdaki imgeye göre olacaktır. Bu ise doğal alanın kimliğini anlama ve onun hakkındaki bilgimize göre oluşur. Seçilen bakış noktasında farklı odak uzaklığındaki objektiflerin kullanımıyla farklı bakış noktaları elde edilmez. Sadece odak uzaklıklarının büyümesi ile doğru orantılı olarak, o bakışta seçilen nesnelerin büyüklükleri, oranlar ve etkileri değişir. Bu bir anlamda yeni bir fotoğrafik seçim de sayılabilir. Eğer 50 mm objektifle çekim yapıyorsanız konu küçük, 200 mm ile çekim yapıyorsanız konu daha büyük görülür. Ama manzara içindeki nesneler arasındaki oranlar ve ilişkileri değişmez. Perspektif değişimi, bakış noktasının değişimi ile mümkündür. Çekim anının ilk aşamasında fotoğrafçı, kafasındaki imgeye göre objektifini seçer, yardımcı araçlarını belirler. Bu noktadan sonra konu yatayda mı, düşeyde mi ifade edilecek, hangi poz değeri kullanılacak, alan derinliği ne olmalı, konunun diğer yardımcı temalarla ilişkileri, fotoğrafa giriş noktaları, boşlukların tercihi, oranlar, dengeler, ana konu tüm bu seçimlerle en iyi şekilde ifade ediliyor mu sorularının cevabı, çekim aşamasında verilir. Bu kararlar alındıktan sonra da uygun anda çekim yapılır. Tüm bu anlatılanlar, durağan bir konu için belirtilmiştir. Konu hareketli ise, yine tüm bu kriterler olayın en iyi izlendiği bakış noktası ve zaman anı baz alınıp, hızla karar verilerek yapılır. Sade Bakış Seçilen konunun en iyi şekilde anlatılmasını sağlayan öğe sadeliktir. Bu koşul; anlam, teknik, ışık, atmosferik şartlarla da sağlanabilir. Sadelik deyimiyle anlam olarak birbiri ile yarışan, desteklemeyen, farklı anlamlar taşıyan konuların, anlatımı zayıflatan formların, renklerin ve ışıkların ayıklanması anlaşılır. Bu tanım; sadeliğin, fotoğrafın konusu niteliğinde bir anlam ve nesne olması şeklinde algılanmamalıdır. Çok farklı elemanların bir anlam etrafında ifade edilmesi de sade bir fotoğraftır. Teknik olarak ise alan derinliğin kontrolü, objektiflerin odak uzaklıklarını büyütüp konu ile kendi uzaklığımızın değişmesiyle sadelik sağlanabilir. Ayrıca sis, kar gibi atmosferik koşullar istenmeyen nesnelerin örtülmesini sağladığından, mükemmel bir sadeleştiricidir. Mevsim değişiklikleri ile ortaya çıkan yeni koşullar da önemli sadeleştirmeler sunabilir. Aynı şekilde, ışık da iyi bir sadeleştirme sağlayabilir. Ters ışık, fazla, az ve uzun pozlama, az ışıklı saatlerin doğru kullanımı ile de fotoğraflarınızı sadeleştirebilirsiniz. Burada sadeleştirmenin anlamı, yalnızca çekim anı için değil zamana yayılmış çekim planları için ele alınmıştır. Derinlik, Üçüncü Boyut Doğa manzarası fotoğrafının en önemli bileşenlerinden biri derinlik; iki boyutlu fotoğrafa üçüncü boyut hissi katılmasını sağlar. Manzara fotoğraflarında özellikle derinliğin sağlanmasına özen gösterilmelidir. Bunun için gerekirse yardımcı elemanlar; ışık saati ve yönü, bakış noktası, alan derinlikleri hatta atmosferik ortamlar bile değiştirilebilir. İki boyutlu fotoğrafın üç boyutlu olarak hissedilmesini sağlayan birçok teknik ve düzenleme vardır. Bunların başında; cisimlerin yakın uzak oluşlarına göre oluşan geometrik perspektif, atmosferin yarattığı, öndeki cisimlerin koyuluk ve keskinliği ile arkadaki cisimlerin solukluğu ve/veya netsizliğinin derinlik etkisini yaratması gelmektedir. Aynı şekilde özellikle hacimli nesnelerinde yanal ışık; uzun gölgeler, nesnenin üzerinde zengin ara ton geçişleri ve rölyef etkileri yarattığından derinlik hissini uyandırır. Net, netsiz düzenlemeler alan derinliği ile sağlanabildiğinden, derinlik hissinde en kolay teknik yöntemdir. Atmosferik olaylarda özellikle sis, güçlü bir sadeleştirici ve derinlik etkisi yaratıcısıdır. Ayrıca sisli, kar yağışlı, yoğun yağmurlu koşullarda, nesnelerin uzaklaştıkça soluklaşması ve uzaklığa bağlı netsizlik, bu duyguyu güçlü olarak verir. Derinlik etkisi teknik olarak 24 mm odak değerinden başlayan geniş açılarla daha kolay elde edilir. Dramatik Ön Nesneler Ve Derinlik Bu tür fotoğraflar geniş bir açı yardımıyla, dramatik bir nesnenin önde belirgin olarak oluşması ve geri planda ortamın daha küçük boyutlarla anlatılması üzerine kurulur. Sadelik ve derinliği hissettirdiğinden dolayı, doğa manzarasında sık kullanılan yöntemlerden biridir. Ormanlarda, çayırlıklarda, kumsallarda, etkileyici elemanların az olduğu veya karmaşıklığın fazla olduğu yerlerde sıkça bu tip fotoğraflar çekilmektedir. Ön plandaki nesne, geniş açı yardımıyla, rengi, formu, ışığı veya bunlardan biri ile fotoğrafta daha büyük yer kaplar. Bazen ön plan tek başına fotoğraf olmayacak kadar küçüktür veya etkileyici olmayabilir. Öndeki nesne mutlaka net olmalıdır. Geniş açı kullanımı nedeniyle, öndeki ana nesnenin arkasındaki nesneler küçülmüş ve etkisi azalmıştır. Nesnelerin büyüklük ve küçüklük sıralanışı ile oluşan perspektif etkisi, fotoğrafa derinlik kazandırır. Bu tür karelerde her noktadaki nesnelerin net olarak görülmesi daha da etkileyicidir. Bu ise, kapalı bir diyafram ve sehpa kullanımı gerektirir. Makinanın kapalı diyaframla kullanımı ile birlikte hızın düşmesi sonucu, rüzgârın oluşturabileceği netsizlik sorunları da yaşanabilir. Gökyüzünün kadrajın içinde olması sonsuzluk ve derinlik hissini güçlendirecektir. Fakat gökyüzü fotoğraf öğesi olarak önemli bir katkı yapmadığından, oldukça küçük oranlarda tutulması doğru olacaktır. Nesneleri Dağıtmak Ve Toplamak Doğa manzarası fotoğrafında, alandaki kimliği oluşturan tüm nesneleri sığdırmak için yaygın olarak kullanılan geniş açılara dikkat etmek gerekir. Geniş açıların odak değerleri küçüldükçe, doğa manzarasına konu olan nesnelerin büyüklükleri, etkileri dramatik olarak değişmektedir. Yani bu açıların dağıtma özellikleri vardır. Dramatik olarak azalan büyüklük ve diğer nesnelerin azalan etkileri doğa manzarasını oluşturan nesnelerin kimliğinin kaybolmasına neden olabilir. Eğer nesnelerin oranları korunarak bir fotoğraf çekilecekse, normal veya tele objektiflerin kullanılması daha dogru olacaktır. Bu objektiflerin odak değerleri arttıkça, doğru orantılı olarak, toplayıcı özellikleri ortaya çıkar. Bu noktada, tele objektifleri kullanırken alan derinliği problemi yaşamamak için kapalı diyafram kullanılması ve netlemenin amacınıza uygun olarak öndeki nesneden başlaması çok önem kazanır. Alıntı: Atlas |






