Reklam
Reklam
fight_club_01.jpg
Doğa Fotoğrafçılığı PDF Yazdır e-Posta
byexpert tarafından yazıldı   
Pazartesi, 16 Mart 2009 12:08

Kullanılabilecek çok farklı fotoğraf ekipmanı olmasına karşın, elinizdeki en basit fotoğraf makinası ve herhangi bir objektifle bile çekilebilecek çok sayıda fotoğraf konusu vardır.

Uluslararası fotoğraf yarışmalarının tanıtım broşürlerinde “doğa” tanımı şöyle yapılır: İnsan eli değmemiş toprak parçaları, deniz, göl, nehir vb. ile evcil olmayan bitki ve hayvan türleri... Tabii bunu çok daha kapsamlı ve upuzun cümleler halinde tanımlarlar, ama bunu yaparak sizi sıkmak niyetinde değilim. Yalnızca, doğa fotoğrafı dendiğinde kedi, köpek, inek, koyun, gül, elma, armut falan değil, daha çok aslan, kaplan, geyik, şahin, ayı, orkide, ladin ağacı, sekoya ağacı gibi canlıları algılamalıyız. İnsan yapısı evler, köprüler, elektrik direkleri de görüntüde yer almamalı. Yani bu tür yarışmalara katılacaksanız, bu kurallara uygun fotoğraflar çekmelisiniz. Ama ben bu kadar katı kuralları olan biri değilim. Dolayısıyla sizi özgür bırakıyorum; çıkın dışarı ve ne istiyorsanız onu çekin! Yeter ki çıkın dışarı; atın kendizi doğanın kucağına... Ne görüyorsanız onu çekin. Yok efendim, üstten elektrik telleri giriyormuş, uzaktan otoyol görünüyormuş, köprünün korkulukları şöyleymiş falan, hiç önemli değil! Siz hele bir doğaya çıkın da gözünüz gönlünüz açılsın. Ciğerleriniz oksijenle dolsun, ayağınız çimlere değsin, güneş içinize dolsun...

Çekeceğiniz her kare olmasa bile, pek çok güzel fotoğrafınız olacaktır. Sağdan soldan giren yabancı maddeleri de dert etmeyin; nasıl olsa Photoshop denen bir şey var! Kaçıncı yüzyılda yaşıyoruz? Hem doğadan maksimum ölçüde yararlanacağız, hem de teknolojiden. Hiçbirini kirletmeden, tüketmeden, onları koruyarak ve geliştirerek birlikte yaşamayı bileceğiz. Bunu başaramayanları da uyararak, öğreterek tüm sorunları aşacağız. Anlaştık mı? Doğa fotoğrafı denince akla tek bir tür gelmemeli, çünkü doğada fotoğraf konusu olabilecek sonsuz sayıda tür, cins ve topluluk vardır ve bu konulara çok çeşitli biçimlerde yaklaşmak da olasıdır. Manzara, siluet, yakın plan, kaydırma gibi çok çeşitli konuları ve teknikleri deneyebilirsiniz. Kullanılabilecek çok farklı fotoğraf ekipmanı olmasına karşın, elinizdeki en basit fotoğraf makinası ve herhangi bir objektifle bile çekilebilecek çok sayıda fotoğraf konusu vardır. “Bas-çek” dediğimiz kompakt fotoğraf makineleri ya da basit dijital fotoğraf makinelerini kullanarak bile çok güzel doğa fotoğrafları çekebilirsiniz. Doğada fotoğraf çekerken sahip olmanız gereken en önemli kaynak “ışık”tır; sonra biraz da sabır. Bunlara sahipseniz, kim tutar sizi?

Işık

Doğa fotoğrafı çekerken doğal olarak “doğal ışık”tan yararlanmayı düşünmeliyiz. Bunun için de doğal ışığın en güzel olduğu saatleri iyi değerlendirmemiz gerekir. Bu saatlerin hangi saatler olduğunu bilmeyen var mı? Eğer hala varsa, söyleyeyim: Sabahın ilk ve akşamın son saatleri. Yani güneş ışınlarının yeryüzüne yatay olarak geldiği ve sıcak tonlara sahip olduğu bu “seçkin saatleri” kaçırmamalıyız. Gerekirse çok erken kalkmalıyız, hatta hiç uyumasak da olur. Bir kaç saatlik uykusuzluğun olağanüstü fotoğraflara sahip olma şansını engellemesine izin vermemeliyiz. Benzer şekilde akşamüstü saatlerinde de çok uyanık olmalıyız, çünkü bu saatlerde ışık çok hızlı değişir. Bu hızlı değişimin sonucu olarak da bize çok çeşitli fotoğraf olanakları sunar.

Elbette günün diğer saatlerinde de doğa fotoğrafları çekilebilir, ama unutmayın ki hiçbiri “seçkin saatler”deki kadar etkileyici olamaz. Özellikle güneş ışınlarının yeryüzüne dik olarak geldiği öğlen saatleri, neredeyse hiç bir fotoğraf konusu için uygun değildir. Çünkü herşeyin sert gölgeleri oluşur ve kontrast çok yüksektir. Böyle bir ışık altında biz görebilsek bile, film (ya da CCD) gölgede kalan bölgelerdeki ayrıntıları kaydedemez. Böylece fotoğrafımızda simsiyah bölgeler oluşur. Bu nedenle, eğer çok sık bir ormanda değilsek (mesela yağmur ormanlarında), olabildiğince bu saatlerde çekim yapmamaya çalışmalıyız.

Yağmur

Yağmur dedim de, aklıma geldi. Pek çoğumuzun “fotoğraf makineme bir şey olur” diye korktuğu yağmur, aslında doğanın en güzel olayıdır. Yağmur doğanın yaşam kaynağıdır. Yani, yağmur sırasında ve hemen sonrasında doğa en güzel halindedir. Bu nedenle, yağmur sırasında makinenizi ve kendinizi koruyarak, yağmurdan sonra ise serbestçe çekime çıkma alışkanlığı edinin. Özellikle, yağmurdan hemen sonra renkler daha parlak ve canlı olur. Yaprakların üzerindeki yağmur tanelerinin ışığı kırması ve yansıtması sayesinde çok keyifli görüntüler yakalayabilirsiniz.

Doğa fotoğrafları çekerken daha keskin sonuçlar almak istiyorsanız, net alan derinliğini arttırarak hem uzaktaki hem de size yakın konuların net olmasını sağlayın. Bunun için geniş açılı objektif ve kısık diyafram (16, 22 gibi değerler) kullanın. Ayrıca fotoğraf makinenizde “alan derinliği izleme düğmesi” varsa, parmağınızla bu düğmeye basılı tutarak net alan derinliğini kontrol edebilirsiniz. Kısık diyafram değerleri, makineyi elde tutarak çekim yapamayacak kadar düşük enstantaneler kullanmaya zorlayacağından, tripod ve kablo deklanşör (ya da uzaktan kumanda) kullanmanız gerekir. Bu sayede netlik ve keskinlikten ödün vermemiş olursunuz.

Malzemeler

Doğa fotoğrafı çekerken belli bir malzeme kullanımından söz etmek çok doğru olmaz. Elinizde geniş açılı bir objektif varsa, orman, dağ, vadi, ova gibi geniş yayılımlı konuları görüntüleyebilirsiniz. Normal bir objektif ile de aynı konuları kısmen görüntüleyebilir, ayrıca ağaç gövdesi, yapraklar, çiçekler gibi konulara da eğilebilirsiniz. Tele objektifleriniz varsa, manzara ya da bitki ve hayvan yaşamlarına tanıklık edebilirsiniz. Hele 300 mm-f/2.8 ya da 600 mm-f/4 gibi ışık geçirgenliği yüksek olan süper tele objektifleriniz varsa, o zaman vahşi yaşam fotoğrafları için uygun donanıma sahipsiniz demektir.

Filtre kullanımı da önemli bir yer tutar. Özellikle polarize filtreler, doğa fotoğrafçılığının vazgeçilmezleri arasındadır. Renk doygunluğunu arttırmaları ve kontrastı yükseltmelerinin yanında su yüzeylerindeki yansımaları da engelleyebiliyor oluşları, bu filtreleri temel malzemiz haline getirir. Çıplak gözle göremediğimiz, ama filmlerin algılayabildikleri ultra-viyole ışınlarını kesmek için de UV ya da Skylight filtrelerden birini de objektifimiz üzerinde sürekli bulundurmalıyız. Bu temel filtrelerin dışında degrade renk filtreleri olan “graduated” filtreler de, gökyüzünün rengini ya da yoğunluğunu arttırmada işe yararlar. Özellikle “gri” ve “günbatımı” filtreleri doğa fotoğraflarında çok kullanılır.

Yakın Plan (Makro)

Yakın plan çekim yapabilmek için bir takım yardımcı araçlara gereksinmeniz vardır. Bunların en ekonomik ve pratik olanı, yakınlaştırıcı filtrelerdir. “Close up” adıyla da bilinen bu filtreler üçlü takımlar halinde satılırlar. Mutlaka çantanızda bulunsun. Göreceksiniz, çok kullanacak ve çok seveceksiniz. Biraz pahalı olmakla birlikte “uzatma tüpü” ya da “makro” özelliği olan objektiflerle de bu işi daha kaliteli olarak yapabilirsiniz.

Çekim sırasında konuya yaklaştıkça net alan derinliği azalır. Bu özellik yakın plan çekimlerinde daha abartılı bir biçimde ortaya çıkar. Makro çekimlerde objenin net olabilmesi için konuya kısık diyaframla (11, 16, 22 gibi) yaklaşmalısınız. Bunu da, ışığın şiddetine bağlı olarak, düşük enstantanelerden biri (4, 8, 15, 30 gibi) ile dengelemek durumunda kalabilirsiniz. Bu durumda da tripod (üçayak) yine kaçınılmazdır. Sonuçta, hangi objektifi kullanırsanız kullanın, tripod en büyük yardımcınızdır.

Makro çekimler sırasında bir halka flaş kullanımı çok yararlı olacaktır. Konuya çok yaklaşıldığı için normal flaşların aydınlatma açıları yetersiz kalacağından, objektifin üstüne geçirilen halka flaşlar en önemli aydınlatma araçları haline gelirler. Alternatif olarak bir uzatma kablosu yardımıyla normal flaşınızı, konuyu aydınlatacak şekilde kameradan bağımsız biçimde kullanmayı da deneyebilirsiniz.

Film

Belki her tür film, doğa fotoğrafçılığı için kullanılabilir; ama doğadaki yeşil, mavi gibi tonlara daha duyarlı olan filmleri seçmekte büyük yarar vardır. Yani bir portre filmi ile bir göl fotoğrafı çekmeye kalkışırsanız, sonuçlar hayal kırıklığı yaratabilir. Ama genel amaçlı filmler ile herhangi bir sorun yaşamazsınız. Yine de Fujichrome Velvia ve Kodak Ektachrome E100VS gibi renk doygunluğu yüksek filmlerin doğa fotoğrafçılığı için en uygun filmler olduğunu söylemeliyim. Tabii ki siyah-beyaz ve renkli negatif filmler de kullanarak çok etkili görüntüler yaratabilirsiniz. Dijital fotoğraf makinesi sahipleri ise, özellikte ters ışıkta fotoğraf çekerken dikkatli olmalılar, çünkü ışığı yeterli miktarda algılayamayan CCD’ler, bu bölgelerde çok rahatsız edici olan “noise” sorunu yaratacaklardır. Özellikle siluet çekerken böyle bir olumsuzluğu peşinen kabul etmenizde yarar var. Belki sonrasında bilgisayarda bir şeyler yapılabilir, ama bu olumsuzluk keşke hiç oluşmasa...

alıntı...

 

Bu alana yorum ekleme yetkiniz bulunmamaktadır.



Chuqur'da Gezenler

Şu anda 204 konuk çevrimiçi